Londra Sanat Rotası | MINI Türkiye

LONDRA SANAT ROTASI.

Sonbahar Londra’nın sanat takviminde en yoğun dönem sayılır. Frieze London ve Frieze Masters, Regent’s Park’a kurulan çadırlarıyla dünyanın dört bir yanından galerileri, koleksiyonerleri ve sanatseverleri buluşturur. Fuar haftasının enerjisi kısa sürede şehrin geri kalanına yayılır. Mayfair’deki galeriler en iddialı sergilerini bu döneme saklar, Bermondsey ve East London’daki bağımsız mekanlar gece geç saatlere kadar kapılarını açık tutar, büyük müzeler ise sezonun öne çıkan sergilerini tam bu haftalarda ziyaretçiyle buluşturur.

Londra’nın sonbaharla birlikte ritmine kavuşan sanat tutkusunun ardında köklü bir tarih yatıyor. Yüzyıllardır sanatla ticaretin iç içe geçtiği şehirde, National Gallery’nin Trafalgar Meydanı’na bakan basamakları, Tate Modern’in eski bir elektrik santralinden dönüştürülen Turbine Hall’u, Serpentine’in Kensington Gardens içindeki pavyonları aynı hikayenin farklı katmanlarını anlatıyor. Şehir, geçmişiyle bugünü yan yana sergilemekten çekinmdiği gibi bu karşılaşmayı bilinçli olarak kurguluyor. Sanatseverlereyse kısa bir hafta sonu kaçamağında bile onlarca seçenek arasında seçim yapmak kalıyor. O halde gelin MINI’ye atlayalım ve Londra’da sanat sezonunun öne çıkanlarını keşfe çıkalım.

Londra Sanat Rotası | MINI Türkiye

THE 90S: ART AND FASHION

Tate Britain’ın bu sonbahardaki büyük sergisi The 90s: Art and Fashion, Britanya kültürünün yüzünü değiştiren bir on yılı yeniden ziyaret ediyor. Serginin küratörlüğünü, o yılları bizzat yaşamış ve moda dünyasının en etkili isimlerinden biri hâline gelmiş Edward Enninful üstleniyor. Hikaye, Britanya’nın durgunluktan çıkmaya başladığı ve yeni bir kuşağın iyimserlik, özgürlük ve başkaldırı duygusuyla sahneye çıktığı dönemden başlıyor. Sanat, tasarım, moda ve fotoğraf bu yıllarda tek bir kültürel akımda birleşirken yüksek sanat ile popüler kültür arasındaki eski hiyerarşiler de çözülmeye başlamıştı. The 90s: Art And Fashion da bu etkiden yola çıkarak Juergen Teller, David Sims ve Corinne Day’in kuşağın hafızasına kazınmış fotoğraflarını; Steve McQueen, Damien Hirst, Sarah Lucas ve Yinka Shonibare’nin işlerini bir araya getiriyor. Vivienne Westwood, Alexander McQueen ve John Galliano’nun koleksiyonları ise dönemin müzik ve film kültürüyle birlikte sergiye eşlik ediyor. 14 Şubat 2027’te dek devam eden serginin temasını tek karede özetleyebilecek parçalar arasındaysa Teller’ın 1998 tarihli Young Pink Kate fotoğrafı ve McQueen’in AW1998 Joan koleksiyonu yer alıyor.

Londra Sanat Rotası | MINI Türkiye

TIM WALKER’S FAIRYLAND: LOVE AND LEGENDS.

National Portrait Gallery, bu sonbahar İngiliz moda fotoğrafının en hayalperest isimlerinden birine kapılarını açıyor. Tim Walker’s Fairyland: Love and Legends, bugüne kadar fotoğrafçıya ayrılmış en kapsamlı sergi olma özelliğini taşıyor. 1990'larda masallardan ve macera hikayelerinden beslenen kendine özgü fantastik üslubuyla tanınan Walker’ın arşivinde Lady Gaga, Pet Shop Boys, Frank Ocean ve Chappell Roan gibi isimlerin Vogue, Vanity Fair ve i-D sayfalarına yansıyan fotoğrafları yer alıyor. Tim Walker’s Fairyland: Love and Legends sergisiyse moda bağlamının dışına adım atıyor. Sanatçı bu sergi için beş yıl boyunca Ian McKellen’dan Miriam Margolyes’e, yönetmen Isaac Julien’e uzanan yaklaşık elli aktivist, sanatçı ve İngiliz queer kültürünün öncü figürlerini fotoğraflıyor. Ortaya çıkan 250 yeni portrede kostümler, fantastik dekorlar ve modellerin kendi seçtiği kişisel objeler, Rönesans portre geleneğinden ilham alan sahnelerde bir araya geliyor. 7 Şubat’a dek National Portrait Gallery’de görülebilen serginin mekan tasarımını, Walker’ın uzun yıllardır birlikte çalıştığı set tasarımcısı Shona Heath üstleniyor; küratör koltuğunda ise Susanna Brown oturuyor.

Londra Sanat Rotası | MINI Türkiye

FRIDA: THE MAKING OF AN ICON.

Houston Güzel Sanatlar Müzesi ile birlikte hazırlanan Frida: The Making of an Icon sergisi, Frida Kahlo’nun bir sanatçıdan küresel bir ikona nasıl dönüştüğünün hikayesini anlatıyor. Kahlo’nun en tanınmış 30'u aşkın eserini bir araya getirerek onun farklı kimliklerini katman katman açıyor: sadık eş, entelektüel, modern sanatçı ve politik aktivist. Kendi saçlarını kesik hâlde resmettiği Self Portrait with Loose Hair (1938), Memory or The Heart (1937) ve dikenli kolye ile sinekkuşunu taşıyan 1940 tarihli otoportre, salonların en çok ilgi gören durakları arasında yer alıyor. Serginin ikinci büyük bölümü, Serginin ikinci büyük bölümü, Kahlo’dan etkilenen kuşaklara ait 200'ü aşkın işle onun mirasının bugün nasıl yeniden yorumlandığını gösteriyor; Yasumasa Morimura’nın Kahlo’ya dönüştüğü fotoğrafları ve Chicano sanatçıların yorumları gibi eserlerle, Kahlo’dan etkilenen kuşaklara ait 200'ü aşkın işle onun mirasının bugün nasıl yeniden yorumlandığını gösteriyor. 3 Ocak’a dek Tate Modern’de devam eden serginin final bölümü eFridamania” Kahlo’nun yüzünün, üslubunun ve kişiliğinin bir markaya dönüşme sürecini 200'den fazla ticari objeyle izlemek mümkün kılıyor.

Londra Sanat Rotası | MINI Türkiye

RENOIR AND LOVE.

Londra’nın önemli sanat duraklarından National Gallery’nin Sainsbury kanadında açılan Renoir and Love, Pierre-Auguste Renoir’ı insanlar arasındaki bağı resmetme yeteneği üzerinden yeniden okuyor. Dünyanın dört bir yanındaki koleksiyonlardan gelen 40 tabloyla ressamın 1860'lar ile 1880'ler arasındaki en verimli dönemine odaklanıyor; Renoir’nın üslup ve konu denemeleriyle İzlenimciliğin öncülerinden biri hâline geldiği yıllar. Serginin merkezinde, Montmartre’daki bir açık hava dans balosunu anlatan 1876 tarihli Bal du Moulin de la Galette duruyor. Ona eşlik eden parçalar arasında Chicago Sanat Enstitüsü’nden gelen Lunch at Restaurant Fournaise, Barnes Vakfı’nın Young Mother tablosu ve Boston’dan ödünç alınan, dans eden bir çifti sonbahar tonlarında yakalayan Dance at Bougival bulunuyor. Musée d’Orsay ve Boston Güzel Sanatlar Müzesi ile ortaklaşa hazırlanan sergi, 31 Ocak 2027’ye dek devam ederken Cuma akşamları, Friday Lates programı kapsamında galerinin farklı köşelerinde konser ve konuşmalar da düzenleniyor.

Londra Sanat Rotası | MINI Türkiye

MAGRITTE: THIS IS STILL NOT A PIPE.

Mayfair’in sakin sokaklarından Grosvenor Hill’deki Gagosian galerisi, bu sonbahar Belçikalı sürrealist René Magritte’in bugünün sanatındaki izlerini sürüyor. his Is Still Not a Pipe: The Afterlife of Magritte, adını sanatçının en ünlü işi Ceci n’est pas une pipe’tan ve onun 1952'de yeniden ele aldığı versiyonundan alıyor. Sergi, elmaları, pipoları ve melon şapkaları beklenmedik bağlamlara yerleştirerek gündelik nesneleri tekinsiz birer bilmeceye dönüştüren sanatçının, müzelerden ve özel koleksiyonlardan ödünç alınan yirmiyi aşkın eserini kapsıyor. Serginin asıl iddiası ise bu imgelerin bugün de nasıl yaşadığını göstermek: Magritte’in eserleri, bir kısmı doğrudan bu sergi için üretilmiş çağdaş işlerle diyaloğa giriyor. Öne çıkan parçalardan, sanatçının kendi burnunu bir pipoya hapsettiği 1936 tarihli La Lampe philosophique, Magritte’in paradoksa ve iç gözleme duyduğu ilgiyi tek karede özetliyor. 12 Aralık’a dek görülebilen serginin zamanlaması da rastlantısal değil. 1936'da birkaç sokak ötedeki New Burlington Galleries’de düzenlenen ve Magritte’in uluslararası ününü pekiştiren tarihi Uluslararası Sürrealizm Sergisi bu yıl doksanıncı yaşını kutluyor.

İLGİNİ ÇEKEBİLECEK DİĞER YAZILAR:

Akyaka’da Yazın Hafifliği | MINI Türkiye

MINI ROTALAR: AKYAKA’DA YAZIN HAFİFLİĞİ

Şehirde Doğanın İzleri | MINI Türkiye

ŞEHİRDE DOĞANIN İZLERİ.