Bir Ültimatomun Mirası: Padel | MINI Türkiye

BİR ÜLTİMATOMUN MİRASI: PADEL.

Dünya genelinde 30 milyondan fazla oyuncuya ulaşan padel, bugün spor dünyasının en hızlı yükselen yıldızlarından biri ve popülerliği hiç olmadığı kadar görünür bir spor. David Beckham ve Serena Williams gibi global ikonlardan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’a uzanan geniş bir hayran kitlesine sahip olması da bu yükselişi daha da dikkat çekici kılıyor. Üstelik padel’in hikâyesi şaşırtıcı derecede mütevazı: 1969’da, tatilde can sıkıntısını dağıtmak isteyen bir çiftin yarattığı bu oyun, yarım yüzyıldan kısa bir sürede dünya çapında bir fenomene dönüşüyor.

Padel bugün, hareket etmenin ötesinde, iyi yaşama dair çağdaş bir ritim öneriyor. Tenisle squash’ın kesişim noktasında duran bu dinamik oyun, ulaşılabilirliği sayesinde geniş bir kitleyi içine çekiyor: Kuralları kolay öğreniliyor, fiziksel eşiği daha düşük, sosyalleşmeye açık ve takım oyunu hissini güçlü biçimde taşıyor. Belki de bu nedenle, padel kortları bugün Londra’dan Dubai’ye, Paris’ten İstanbul’a kadar pek çok büyük şehirde adeta yeni nesil buluşma alanları gibi konumlanıyor.

Bir Ültimatomun Mirası: Padel | MINI Türkiye

PADELİN DOĞUŞU.

Padel’in hikâyesi 1969’da, Meksika’nın Acapulco kentindeki gözde Las Brisas semtinde başlıyor: Model Viviana ve eşi Enrique, yeni tatil evlerinde can sıkıntısını dağıtmak için bir duvara top atarak oynadıkları basit bir oyunu kısa sürede küçük bir tutkuya dönüştürüyor. Viviana’nın “Kort yoksa ben de yokum” diyerek eşine verdiği meşhur ültimatomun ardından Enrique hemen harekete geçiyor ve Pasifik’in dalgaları fonda çarparken 20 metreye 10 metrelik bir kortun temelleri atılıyor; bakım kolaylığı için betonla inşa edilen bu ilk kortu farklı kılan ise Enrique’nin ısrarla istediği “kapalı tasarım” oluyor. İngiltere’de yatılı okul günlerinde soğukta sürekli kaçan topların peşinden koşuşunu unutamayan Enrique, topun sahadan çıkmasını engellemek için yanların tamamen tel örgüyle çevrilmesini istiyor; böylece tesadüfen başlayan bir tatil oyunu, bugün dünyanın en hızlı büyüyen sporlarından birinin mimarisini de belirlemiş oluyor.

Bir Ültimatomun Mirası: Padel | MINI Türkiye

KURALLARI OLMAYAN OYUN.

1960’lar ve 70’lerde Acapulco, Hollywood’un yıldızlar geçidine dönüşen tatil sahnesi olarak öne çıkıyor ve padel de ilk kez bu ışıltılı çevre içinde görünürleşiyor. Henry Kissinger gibi dönemin ikonik isimlerinin bile eline raket alması, oyunun daha en baştan seçkin bir merakla anılmasına zemin hazırlıyor. 1974’te İspanya Prensi Alfonso’nun Marbella’da iki kort inşa etmesiyle padel Atlantik’i aşıyor ve uluslararası bir tutkuya dönüşmeye başlıyor. Ertesi yıl Arjantin’e ulaşması ise oyunun kaderini belirliyor ve padel burada adeta bir sosyal salgın gibi yayılıyor. Üstelik ortada bir kural kitabı bile bulunmuyor ve bu belirsizlik Enrique’ye alan açıyor. Viviana’nın anlatımıyla Enrique “mucit olmanın” avantajını kullanıyor ve yaş ilerledikçe kuralları zaman zaman kendi lehine esnetiyor. 80’ler ve 90’larda spor hızla büyürken şeffaf duvarların oyuna dahil olması, padel’i aynı anda hem daha izlenebilir hem de daha medyatik bir spora dönüştürüyor. 1991’de Meksika’da düzenlenen Corcuera Cup ilk uluslararası turnuva olarak tarihe geçiyor ve padel’in ritmini daha geniş bir sahaya taşıyor.

Bir Ültimatomun Mirası: Padel | MINI Türkiye

KÜRESEL SANSASYON.

1992’de İspanya’daki ilk Dünya Şampiyonası padel’i resmen küresel bir sahneye yerleştiriyor. 1993 yılında padel, İspanya Yüksek Spor Konseyi tarafından resmen tanınmasının ardından bir spor dalı olarak sağlam bir zemine oturuyor. Bir yıl sonra ise İspanya Padel Federasyonu’nun kuruluşu onaylandı ve CSD’nin Spor Dernekleri Sicili’ne kaydediliyor. Padel’in İspanya’da tanıtılması ve kısa sürede büyük bir popülerliğe ulaşmasının ardından spor, Avrupa geneline yayılmaya başlıyor. Fransa, İsveç ve özellikle İtalya gibi ülkeler, padel’in adeta hızla tırmanan yükselişine yakından tanıklık ediyor. İngiltere Lawn Tennis Association padel’i “dünyanın en hızlı büyüyen sporu” olarak tanımlıyor ve bu yükselişi “tenisin yenilikçi bir formu” olarak konumlandırıyor. Asya’da ise Japonya ve Filipinler gibi ülkeler padel’i spor kültürlerine dahil etmeye başlıyor. Oyunun sadeliği ve geleneksel tenise kıyasla çok daha az alana ihtiyaç duyması, bu ilgiyi artıran temel nedenler arasında yer alıyor.

Bir Ültimatomun Mirası: Padel | MINI Türkiye

PADEL EFSANELERİ.

Padel, sporun dramatik yönünü güçlendiren ve rekabet ruhunu görünür kılan bazı efsanevi rekabetlere sahne oluyor. Bu oyunun gelişimindeki en büyük itici güçler olarak kabul edilen İspanya ve Arjantin, padel tarihinin en iyi sporcularını yetiştiriyor. İstatistiklere bakıldığında ise padel tarihinin en çok kupa kazanan oyuncusu şüphesiz Arjantinli Fernando Belasteguín. Profesyonel kariyerinde 200’ün üzerinde kupa kazanan Belasteguín’in bu başarılarının 165’i, sporun bir diğer efsanesi Juan Martín Díaz ile kurduğu ikonik ortaklık döneminde geliyor. Belasteguín ve Díaz, birlikte tam 13 sezon üst üste dünya sıralamasının zirvesinde kalıyorlar. Belasteguín, Díaz, Mieres ve Lima birkaç yıl önce, padel’in daha çok strateji üzerinden şekillendiği dönemde öne çıkarken; bugün sahneyi Juan Lebrón ve Alejandro Galán gibi olağanüstü hızlı ve patlayıcı yeni bir atlet jenerasyonu devralıyor. Bu yeni stil stratejiyi tamamen dışlamıyor ama oyunun temposunu belirgin biçimde yükseltiyor; sert vuruşları, yüksek tempolu rallileri offering ve kort içinde hız ile gücü öne çıkaran takımları daha fazla ödüllendiriyor.

Bir Ültimatomun Mirası: Padel | MINI Türkiye

Le Padel by MINI.

Padel Türkiye’de de son dönemde hızla yayılan, merak uyandıran ve özellikle şehirli spor kültürünün parçası hâline gelen yeni nesil branşlar arasında yer alıyor. Tenise benzer ama öğrenmesi daha kolay dinamik yapısıyla, hem sosyal hem de sürdürülebilir bir spor rutini arayanların radarına giriyor. Türkiye’de tenisi sahiplendiği gibi padel’i de aynı ruhla destekleyen MINI de sporun yükselen enerjisiyle doğal bir ortaklık kuruyor. Bu yaklaşımın en güncel adımı ise Etiler’in yeni nesil padel kulübü Le Padel by MINI ile gerçekleşiyor. LED aydınlatmalı, pro-grade yüzeyli 4 adet ısıtmalı indoor kort ve 1 adet outdoor panoramic 360 kort ile öne çıkıyor. Yalnızca kort kiralama seçeneğiyle değil; özel ve grup dersleriyle de padel’i daha geniş bir topluluğa açmayı hedefliyor. Farklı seviyelerde düzenlenecek turnuvalar ile Le Padel by MINI sadece bir spor kompleksi değil bir topluluk inşa ediyor. Clubsporium, Akatlar’da 25 Aralık tarihinde hayata geçen kulüp, padel sporunu Türkiye’de yeni bir seviyeye taşırken aynı zamanda modern bir spor ve sosyalleşme alanı olmak için yola çıkıyor.

İLGİNİ ÇEKEBİLECEK DİĞER YAZILAR:

Mını & Zeynep Sönmez: Kortların Yenı Hikâyesi | MINI Türkiye

MINI & ZEYNEP SÖNMEZ: KORTLARIN YENİ HİKÂYESİ.

Geleneğin İzinde Şık Bir Yaz Ritüeli: Wimbledon | MINI Türkiye

GELENEĞİN İZİNDE ŞIK BİR YAZ RİTÜELİ: WIMBLEDON.