Yapay Zeka İle Terapi Arasında | MINI Türkiye

YAPAY ZEKA İLE TERAPİ ARASINDA.

Bir yanda her an müsait, yargılamayan, sıra beklemeyen bir "terapist" vaadi; diğer yanda bu vaadin arkasında duran bir uyarı işareti. Yapay zeka araçları insanların günlük rutinlerin bir parçası haline geldikleri andan beri günlük sorunlarla uğraşırken ya da duygusal regülasyonun sağlanamadığı anlarda danışılan bir joker olarak da gündemde. Öte yandan bu kolay ulaşılabilir can simidinin uzun vadede ruh sağlığı üzerindeki etkileri konusunda karar henüz net değil.

Zihninizde bir gencin geç saatlerde bilgisayar başında oturduğu, sessiz bir oda canlandırın. Tek ışık kaynağı ekranın parlaklığı, dışarıda şehir sessizleşmiş, içeride bir zihin hâlâ uyanık. Parmaklar klavyede cümleler kuruyor. Karşı taraftan gelen yanıt saniyeler içinde beliriyor. Sabırlı, yargılamayan, hiç yorulmayan bir ses. Okulun getirdiği baskı, sosyal çevrenin sessiz kıyaslamaları, ailevi beklentiler ve arkadaşlık ilişkilerinin gelgitleri arasında sıkışan zihinler, bir "dinleyici" arayışında artık önce ekrana yöneliyor. Bu yönelimin ardındaysa karmaşık olmayan, oldukça insani bir ihtiyaç yatıyor: Erişilebilirlik. Peki bir yazılım, insan zihninin en hassas anlarını gerçekten değerlendirebilir mi?

Yapay Zeka İle Terapi Arasında | MINI Türkiye

HER DAİM ULAŞILABİLİR BİR SIRDAŞ.

Bundan birkaç yıl önce yapay zekanın en çok kullanıldığı alanlar araştırma ve içerik üretimiyle sınırlıyken yakın zamanda yapılan araştırmalar ilk sıraya terapi, arkadaşlık & yoldaşlık işlevlerinin yerleştiğini ortaya koyuyor. Harvard Business Review’a göre ikinci ve üçüncü sırada "hayatı düzenleme" ve "bir amaç bulma" konuları yer alıyor. Sosyal medyada ufak bir gezinti, yapay zeka tabanlı sohbet botlarının özellikle gençler tarafından sıkça başvurulan popüler bir "dijital terapi" aracı haline geldiğini görmek için yeterli. Yapay zekaya adeta bir arkadaş, bir sırdaş veya eğitimli bir uzmanmış gibi yönelmenin bu denli artmasındaki erişilebilirlik kadar önemli bir diğer faktörse “insani” sınırlamalardan arınmış olması. Yapay zeka hiçbir zaman sabrını kaybetmiyor, "şimdi uygun değilim" demiyor, söylenenleri unutmuyor ya da yargılayıcı bir tepki vermiyor. Bu tutarlılık, özellikle duygusal açıdan hassas anlarda büyük bir rahatlık sağlarken kullanıcıya, gerçek hayatta nadiren bulabileceği türden bir açıklık alanı sunuyor.

Yapay Zeka İle Terapi Arasında | MINI Türkiye

YENİ BİR WELLNESS ARACI.

Yapay zekayı bir destek mekanizması olarak kullanmaya dair bu talep diğer pek çok konuda olduğu gibi kendi arzını oluşturuyor. Dijital ruh sağlığı, 10.000'den fazla uygulamayla bir endüstri haline gelmiş durumda. Örneğin; ‘mental wellbeing’ uygulaması Heyr’nin kurucuları Lee McPherson ve Kevin Kwong Heyr'i geliştirme konusunda kendilerine ilham veren temel etkenin terapiye kapsayıcı bir yaklaşım getirme arzusu olduğunu belirtiyor. Ancak kullanıcıların uygulamanın amacını doğru anlamaları gerektiğinin de altını çiziyor. Bu ayrım, sektörün genelinde giderek daha fazla dile getirilen bir uyarıya işaret ediyor: Erişilebilirlik ile klinik yeterlilik aynı şey değil. Bu tür ayrımların net bir şekilde ortaya konması, dijital ruh sağlığı endüstrisinin büyüme hızıyla birlikte giderek daha kritik bir hal alıyor, çünkü kullanıcı sayısı arttıkça beklentilerin de gerçekçi sınırlar içinde kalması zorlaşıyor. Bununla birlikte endüstrinin genelinde bir konsensüs oluşmuş gibi görünüyor. Yapay zeka destekli wellness araçları, insan destekli bakımın yerini alacak bir alternatif olmaktan ziyade ona giden yolu kısaltan ya da aradaki boşlukları dolduran bir ek katman olarak konumlandırılıyor.

Yapay Zeka İle Terapi Arasında | MINI Türkiye

YERİNE DEĞİL, YANINDA.

Günün sonunda, tüm bu uygulamalar insan olmanın getirdiği coğrafya, ajanda yoğunluğu, yargılanma hissi gibi sorunları ortadan kaldırsa da onu geliştiren datalar insandan besleniyor. Tam da bu noktada araştırmalar, bu sistemlerin çoğu zaman karşısındakini rahatlatmak adına onun zaten sahip olduğu görüşleri geri yansıttığını, gerçek bir sorgulama sunmak yerine bir tür ayna gibi çalıştığını ortaya koyuyor. Başlangıçta kullanıcının kendi fikirleri üzerinden sonuca ulaştığı Sokrates yöntemini andırsa da bu etkileşimde farklı olan yapay zeka araçlarının hızlı ve keskin yönlendirmeleri. Sokrates bir yanıta ulaşmadan önce sabırla soru üstüne soru sorarken, yapay zeka aynı süreci saniyeler içine sıkıştırıyor ve bu hız, sorgulamanın derinliğini bazen gölgede bırakıyor. Ekranın başındaki kişi kendi düşüncesini keşfetmek yerine, zaten var olan düşüncesinin hızla onaylandığı bir döngüye girebiliyor. Bu da bazı durumlarda gerçeklikten uzaklaşan düşünce sarmallarına ve kırılgan anlarda yalnızlık hissinin derinleşmesine yol açabiliyor.

Bu tablo, aslında teknolojinin insan temasının yerini tam olarak alamayacağı bir sınırı niteliğinde. Yapay zekayı tümüyle bir terapist olarak benimsemek ya da hayattan çıkarmak yerine, onu doğru sınırlarla ve profesyonel desteğin yanında bir tamamlayıcı olarak konumlandırmak gerçek dengeyi bulmanın yolunu açıyor.

İLGİNİ ÇEKEBİLECEK DİĞER YAZILAR:

‘Wellness Anarchy’: Kuralsız İyi Hissetme Hali | MINI Türkiye

‘WELLNESS ANARCHY’: KURALSIZ İYİ HİSSETME HALİ

Tabakta Yeni Dengeler | MINI Türkiye

TABAKTA YENİ DENGELER.